Malzemenin Yeni Bir Hâli

Ahşabın damarı, kumaşın dokusu, taşın hafızası.
Bazı malzemeler yalnızca yüzey değildir, Dokunduğunuzda sıcaklık verir, ışık değiştiğinde başka görünür.

Keten ve Doğal Dokular: Dokunmadan Önce Hissetmek

Meşenin doğal tanenleriyle etkileşen işlemler sayesinde daha derin kahverengi tonlara taşınabilen tütsülü meşe, bir yüzey karakteridir. Sonuç tekdüze bir boya etkisinden çok, ağacın kendi yapısına bağlı olarak değişen zengin ve katmanlı bir görünüm verir. Bu nedenle özellikle zamansız, sıcak ve
ağırbaşlı iç mekânlarda güçlü bir karşılık bulur.

Küllü meşe ise daha nötr, grileştirilmiş ve sakin bir renk dünyasına yaklaşır. Meşenin sıcaklığını tamamen kaybetmeden çağdaş iç mekânlardaki taş, keten, metal ve doğal renklerle rahatça eşleşir. Tütsülü meşe daha derin ve dramatikken küllü meşe daha sessiz ve mimari bir etki yaratır.



Amerikan Cila: Rengin Altında Ahşabı Okumak

Mobilya dilinde Amerikan cila adıyla anılan uygulamalar, ahşabın damarını tamamen kapatmadan yüzeye renk ve derinlik kazandırmayı amaçlayan renklendirme ve son kat tekniklerini ifade eder. Uygulama biçimi atölyeye ve istenen etkiye göre değişebilir; önemli olan opak bir boya tabakası yaratmak yerine ahşabın doğal desenini görünür tutabilmektir.
Hamm için bu fikir özellikle önemli: siyah, bordo ya da koyu kahve bir yüzey bile yakından bakıldığında hâlâ ahşap olduğunu söylemeli. Renk malzemeyi susturmamalı; ona yeni bir ton vermeli.


Birbirinin Aynısı Olmayan Malzemeler, Birbirinin Aynısı Olmayan Evler

Koyu kırmızı ve vişne tonlu doğal taşların etkisi, rengin tek başına gücünden gelmez. Beyaz, krem ya da koyu damarların taşın içinden geçmesi yüzeye hareket ve derinlik kazandırır. Elazığ Vişne, Anadolu’nun güçlü taş karakterini iç mekâna taşırken; Rosso Levanto, İtalya ile özdeşleşmiş koyu kırmızı-bordo zemini ve belirgin damarlarıyla uluslararası tasarım dünyasında uzun zamandır dekoratif bir taş olarak değer görür.
Bu taşları sevme nedenimiz tam da tekrar edilemez olmaları. İki doğal taş plakası birbirinin aynısı değildir. Sehpa veya masa yüzeyi böylece seri üretilmiş bir desen değil, doğanın oluşturduğu tekil bir yüzey hâline gelir.


“Yeni Bir Hâl” ile birlikte tanıdık Hamm tasarımlarına yeniden bakarken asıl sorumuz şu oldu: Bir mobilyanın karakterini bozmadan, malzeme üzerinden ona nasıl yeni bir duygu kazandırabiliriz? Cevap ahşabın damarında, doğal kumaşların dokusunda, mermerin benzersiz deseninde ve rengin malzemeyle kurduğu ilişkide saklı.

Birbirinin Aynısı Olmayan Malzemeler, Birbirinin Aynısı Olmayan Evler

Mama, Büfet, Sandık, Bony, Pera Karyola, Cozy Sandalye ve Girift Yemek Masası gibi Hamm tasarımlarının yeni yorumlarında bütün bu malzemeler aynı düşüncede buluşuyor. Tasarım korunuyor; yüzey, renk ve doku yeni bir duygu kuruyor.

Ahşabın damarını saklamıyoruz.
Kumaşın dokusunu düzleştirmiyoruz.
Taşın damarını tekrar etmiyoruz.

Çünkü iyi malzemenin güzelliği kusursuz görünmesinde değil, karakterini korumasında. Ve belki de bir mobilyanın yıllar sonra hâlâ güzel bulunmasının sırrı tam burada yatıyor: zamanın ona zarar vermesi değil, zamanla ona bir şeyler eklemesi.
YENİ BİR HÂL.
Yaşadıkça güzelleşen tasarımlar.

Kullanıp Atılmaz. Miras Bırakılır.